|
Babalık, hamileliğin başlangıcıyla başlar; günümüzün
babaları, eşlerinin hamileliğini, daha ilk günlerinden başlayarak, bir çocuk
taşıyor ve onu besliyor olmanın yarattığı sıkıntıları, gün geçtikçe
daha çok paylaşmaktalar.
Bir kadının hamile olduğu haberi, eşinin içinde ister
istemez karmaşık duygular uyandırır. İlişkilerinin içinde bulunduğu
durum, hamileliğin istenen, kararlaştırılmış bir şey mi olduğu, yoksa hiç
hesapta yokken gerçekleşmiş, rastlantısal bir olay mı olduğu, erkeğin
tepkisini etkiler; ayrıca bunun yanı sıra erkeğin kafası, parasal durumlarına
ilişkin kaygılarla, evlerinin yeni bir kişi gelmesine elverişli büyüklükte
olup olmadığı, vb birçok pratik sorun konusunda düşünce ve kaygılarla
dolup taşacaktır. Bu durumda, erkeğin hamilelik haberine ilk tepkisinin, bir
sevinç değil, bir kaygı duygusunun olması, çok sık rastlanan bir durumdur
ve bu nedenle bir suçluluk duygusuna kapılamaması gerekir.
Haberin yarattığı ilk heyecan yatışınca da, ona kendisini
dünyaya gelecek bebeğe yakın hissettirecek pek bir şey yoktur ve bir baba
adayının bu durumda ilgisizliğe, kayıtsızlığa sürüklenmesi çok kolaydır.
Ne var ki, olup bitenleri daha iyi anladıkça, hamilelik dönemi sırasında
kendisine düşen görevleri üstlenecek ve eşinin bu dönemi elden geldiğince
rahat geçirmesine katkıda bulunacaktır.
YARDIM ELİ :
Yakın döneme kadar hamile bir kadına en
çok yardımcı olan kişi annesi olurken, günümüzde, gün geçtikçe daha çok
çift, "geniş aile" kavramından uzaklaşmakta, anne-babalarından
ayrı ve çoğunlukla da oldukça uzakta yaşamaktadır. Dolayısıyla da, günümüzde
baba adayları ve babalar, özellikle de annenin ev dışında çalışması
durumunda, anne adaylığı ve anne rollerinin bir bölümünü üstlenmektedirler.
Hamilelik döneminiz sırasında bedeninizin geçirdiği değişiklikleri eşinizin
bilmesi, gereksinimini duyduğunuz desteği size sağlamasına yardımcı
olabilir. Eşinizin, özellikle sabah rahatsızlıklarının (hamileliğin ilk dönemindeki
bulantı ve kusmalar), yorgunluk duygusunun, bel ve sırt ağrılarının farkında
olması önemlidir. Ayrıca, doğum öncesi muayenelerinin tarihlerini bilmesi
ve bunların bir kaçında size katılması gerekir. İşi gereği bunu yapamıyorsa,
hiç değilse ultrason incelemesinden geçirileceğiniz sırada sizinle birlikte
olmak için, elinden gelen çabayı göstermelidir.
ULTRASON İNCELEMESİNDE:
Ultrason incelemesi gebeliğin
genellikle 17. haftasında hamileliğin içinde bulunduğu aşamayı ve dölütün
(cenin) canlı, normal olduğunu doğrulamak amacıyla uygulanır. Kadının
ikiz -yada daha çok- bebek taşıması gibi bir durumun ortaya çıkmasında, böyle
bir haberi hem annenin, hem babanın birlikte oldukları bir sırada duymaları
çok daha iyi olur. Hamileliğinizin ilk döneminde, hemen her bakımdan tıpkı
eskisi gibi göründüğünüz sıralarda eşinizin, bedeninizin geçirdiği değişiklikleri
anlaması kolay olmayabilir. Ama hamileliğiniz ilerledikçe bu iş çok daha
kolaylaşır. Ayrıca eşiniz, karnınıza eliyle hafifçe bastırarak dölyatağınızın
büyümekte olduğunu hissedebilir. Daha sonra da bebeğin attığı tekmeleri
algılayabilir ve bebeğin kalp atışlarını duyabilir.
Bu arada, bebeğin nerede dünyaya geleceği ve doğumun hangi yöntemle
yapılacağı konusunda ortaklaşa bir karara varmanız gerekir. Bu durumda seçenekleri
belirleyecek olan, kuşkusuz önce parasal olanaklarınız, sonra da hamileliğinizin
nasıl geliştiği, ilk doğumunuzu yapacak olup olamamanız gibi tıbbi
konulardır. Tıbbi konularda, hamileliğinizin gelişmesi boyunca doktorunuzun
yapacağı açıklamaları eşinizin de duyması ve doğumunuzun nasıl yapılacağı
konusundaki tartışmalara katılması son derece yararlı olacaktır.
DÜŞÜNME ZAMANI :
Bu dönem aynı zamanda da, eşinizin
doğumunuz sırasında yanınızda bulunmak konusunda iyice düşünüp taşınacağı
dönemdir. Daha 20-25 yıl önce bunun çok az rastlanan bir olgu olmasına karşılık,
günümüzde doğum sırasında eşlerinin yanında bulunmayı seçen baba
adaylarının sayısı artmaktadır. Doğum sırasında ağrı çekmenize
dayanabilecek midir? Kan görmeye dayanabilecek midir? Bütün bu konuları
birlikte konuşmalısınız. Hamilelik döneminde eşlerin ruhsal ve duygusal
durumunda olabilecek değişikliklere pek az erkek hazırdır. Oysa kadının
hormonlar düzenindeki büyük altüst oluş, genellikle ruhsal çöküntüye, sıkıntıya,
kendini sürekli yorgun hissetmesine yol açabilir. Bunların yanı sıra, bebeğin
sağlığına ilişkin kaygılara da kapılabilirisiniz.
Eşiniz bu ruhsal ve duygusal değişikliklere göğüs germeyi
öğrenmek zorundadır; ruhsal durumunuzda, dolayısıyla da davranışlarınızda
çıkabilecek değişikliklerin, sürekli olmayacaklarını, yalnızca
hamilelikten kaynaklandığını bilmesi gerekir. Bu tür değişikliklerin
ortaya çıkabileceklerini önceden bilirse, duruma daha kolay katlanır.
Hamilelik döneminde, yani bebeğin dünyaya gelmesinin beklendiği dönemde, önceden
çözülmesi gereken birçok pratik sorun vardır ve bunlardan bazılarını
baba adayının çözmesi, onun "babalık" rolüne alışmasına yardımcı
olabilir. Bunlar arasında, bebek odasının hazırlanmasına,evde gerekli değişikliklerin
yapılmasına katılmak, hatta bir bölümünü üstlenmek sayılabilir. Ama bu
konuda bazen, eşinizi frenlemeniz, "baba" olduğunu bilmenin coşkusuyla
evden fırlayıp, bir servet harcamasına engel olmanız gerekir.
Bebek karyolası, bebek arabası gibi pahalıca eşyaları
almak, biraz piyasa araştırması gerektirir ve mağazaların anne-baba adaylarına
satmaya uğraştıkları şeyleri birbirinden ayırmak, güç olabilir. Bir baba
adayının, hele elinden bazı marangozluk işleri geliyorsa, bebeğin odasının
hazırlanmasında yapabilecek çok şeyi vardır.
RAHATLIK ve KUVVET :
Hamileliğinizin son haftalarına
girdiğiniz sıralarda, hastaneye giderken yanınıza almanız gereken çantayı
hazırlamış olmanız, eşinizin de bunu nereye koyduğunuzu bilmesi gerekir.
Bu aşamada kendinizi son derece berbat, rahatsız bir durumda
hissedebilirisiniz ve bu günlerde bel-sırt ağrıları, çok yaygın bir şikayettir.
Ayrıca doğumun her an başlayabileceği korku ve kaygısı içinde
olabilirsiniz. Bu durumda eşinizin yardımı ve desteği çok önemlidir. Ayrıca,
hamileliğiniz sırasında bir terslikle karşılaşmanız durumunda da,
duygularınızı eşinizle paylaşabilmeniz içinizi rahatlatır.
Hamilelik dönemi sırasında cinsel ilişki, çoğunlukla sizin
buna istek duymayacak bir durumda olmanız yada eşinizin, bebeğe her hangi bir
biçimde zarar verebileceği korkusuna kapılması nedeniyle, kaygılara yol açabilir.
Aslında hamilelikte cinsellik adlı konumuzda da yazdığımız gibi, normal ve
sağlıklı bir hamilelikte cinsel ilişkinin hiçbir sakıncası yoktur.
Bununla beraber, hamileliğin son dönemlerinde sakıncalı ve rahatsız
edicidir.
Eşinizin ayrıca doğum başladığı zaman sizi hastaneye götürme
konusunda doğum için fiili bir hazırlık yapması gerekir. Telefon ettiğinizde
işinden hemen ayrılabilmek için üstleriyle konuşmalı, hastanenin genel
telefonundan konuşabilmek için (eğer cep telefonu yoksa) yeterli telefon kartı
bulundurmalı, kimlere telefon edileceğini iyi bilmeli, hatta sonradan hayıflanmamak
için fotoğraf makinesini, hastaneye götüreceğiniz çantanın bir kenarına
yerleştirmelidir.
DOĞUM SIRASINDA :
Bebeğinizin sonunda dünyaya gelme
saati geldiği zaman, eşiniz, duygusal bir alt üst oluş yaşamaya da önceden
hazır olmalıdır. Sancılar içinde bir eşi düşünmek, her erkeği alt üst
eder. Sizin ve bebeğinizin bu işi sorunsuz atlatmanızı kaygı içinde
beklemesi de, çok güçtür. O dakikalarda siz bekleme odasındaki eşinizi düşünemeyecek
kadar sıkıntı içinde olsanız da, doğumdan sonra odanızın kapısını açıp
içeri girdiğinde yüzündeki anlamı görmek, içinizi mutlulukla
dolduracaktır. Bütün bu heyecanlı durumların ardından, "bomboş"
duygularını paylaşacak kimse bulunmayan eve tek başına dönmesi - özellikle
doğum gecenin geç bir saatinde olmuşsa- eşinizde yeni bir duygusal altüst
oluşa yol açabilir.
Bununla beraber, ertesi sabah kendini toplayıp, siz henüz
hastanede olduğunuza göre bazı işleri üstlenmesi gerektiğini anlayacak, büyük
bir ihtimalle akrabaları hastaneye getirip, götürecek, ardından, eve dönüşünüzde
birbirini izleyecek akraba ve dostları ağırlamak için gerekli yiyecek-içecek
alışverişini yapacaktır. Kuşkusuz, hastaneye gitmenizden önce eline küçük
bir liste vermiş olmanız, işini daha da kolaylaştıracaktır.
BABANIN DOĞUM SONRASI PROGRAMI :
-
Bebeğin doğumundan sonra bir-iki gün izin alın
-
Kendinizi dışlanmış hissetmeyin, bebeği elden geldiğince
çok kucağınıza alın ve bir an önce kabullenin
-
Eşinizle eskisi kadar özgür ve baş başa yaşayamayacağınızı
bir an önce kabullenin
-
Eşinizle hobilerinize yada spor etkinliklerinize ayıracağınız
zaman konusunu konuşun.
-
Bebeğin dünyaya gelişinin ilk ayından sonra, eşinizle
baş başa bir kaç saat geçireceğiniz fırsatlar yaratın ...
Yakın döneme kadar babalar, çocuk bakımının dışında
tutulurdu. Oysa 21. yüzyılın başında olduğumuz şu günlerde, babalık
"rolü" önemli ölçüde değişmiştir ve birçok baba, yatma zamanı
çocuğuna kitap okumaktan büyük mutluluk duymaktadır. Ve babayla
"birlikte" aile üç kişilik olur. Bir baba, annenin çocuğa yönelen
dikkati nedeniyle kendini dışlanmış hissetmekten kaçınmak için, gündelik
işlere katkıda bulunabilir. Çok geçmeden de yeniden ailenin bir parçası
haline geldiğini hisseder.
ÜÇLÜ ORTAKLIK :
Erkeklerin çok büyük bölümü için,
eşlerini ve bebeği eve getirdikten sonra, çok güç bir dönem başlar. Anne
ile mini mini, her şey açısından ona bağımlı bebek arasındaki ilişkiler,
bir başkasının girmesine izin vermeyecek kadar yoğun, sıkıdır. Bu yüzden
yeni babaların çoğu, dışlanmışlık yaşar, hatta kendilerini yabancı
gibi hissederler.
Oysa baba, sık sık kucağına alarak, banyosunu yaptırıp,
altını değiştirerek, bebekle kendisi arasında bağlar kurabilir. Bebek
biberonla besleniyorsa, geceleri biberonu verme nöbetini üstüne alabilir. Bütün
bunlar size biraz olsun dinlenme fırsatı verirken, eşiniz de bebeğe bakarak
ve onunla ilgilenerek, kendisini bebekle aranızdaki yakınlıktan eskisi kadar
dışlanmış hissetmeyecek, güzel duygular tadacaktır.
Bebeğin bütün işleriyle siz uğraşıyor olsanız bile, eşinize
onun desteğine gereksinme duyduğunuzu hissettirmeyi başarabilirseniz, onu
kendine güvenini yeniden arttırırsınız. Üstelik, bütün mutluluğunuza,
çiçeklere, tebriklere, karşın bebekle uğraşmak gerçeği, çok geçmeden
sizi bitkin düşürebilir. Buna, bedeniniz normale dönerken hormon düzeylerinizde
yeni değişiklikler olması eklenir ve bütün bunlar sizi, canından bezmiş,
ikide birde göz yaşları boşanıveren biri haline getirebilir. Ayrıca, doğumunuz
sezaryenle yapılmışsa dikiş yerleri ağrıyabilir. Aynaya baktıkça görünüşünüzü
de beğenmeyebilirsiniz. Eşinizin rahatlatıcı sevgisi ve desteği, bu olumsuz
koşullar içinde sizin için her zamankinden çok daha önemli olacaktır.
|