|
Sağlıklı bir ilişkide, her kişi kendi sorumluluk ve sınırlarının
farkındadır. Kendisiyle büyük ölçüde barışıktır ve yalnız
kalmaktan korkmaz. Mutluluğu kendi içinde yaşayabilen, özerk bir varlıktır.
Böyle özelliklere sahip iki insan eksikliliklerini tamamlamaktan çok,
birbirlerini sevdikleri için bir araya gelirler. Bu ilişkide sadakat, hoşgörü,
sevgi, saygı, sorumluluk ve dürüstlük hakimdir. Eşler ilişkiye bir şeyler
katmak ve onu zenginleştirmek çabasındadırlar. Birbirlerini kaybetme korkusu
yoktur ve güzel bir birlikteliğin keyfi yaşanır. Böyle bir ilişkide bebeğin
dünyaya gelmesi, ilişkiyi pekiştirir ve sevgi bağlarını güçlendirir.
Çözüm İçin İşbirliği Gereklidir :
Evliliğin
bir süreç olduğu ve zorlukların her zaman var olacağı, ancak
zorlukların istenildiği takdirde yenilebileceği unutulmamalıdır. Eşler
sorunlarını ve sıkıntılarını; gürültüsüz, birbirlerini zedelemeden
nasıl çözebilirler?
-
Dikensiz gülün olmadığı, evlilikte sorunların yaşanacağı,
her iki tarafça bilinmelidir.
-
Sorunlar açık yüreklilikle ifade edilmeli, eşler
birbirlerine olan beklentilerini açık bir şekilde anlatmalıdır.
-
Tartışma sırasında dürüst ve açık olunmalı, karşılıklı
suçlamalardan kaçınılmalı ve birbirlerini dinleyebilmeliler.
-
Evin dışındakiler, (özellikle anne-babalar) mümkün
oldukça bu tartışmaların dışında tutulmalı, çocukların yanında
tartışma ve kavgadan kaçınılmalıdır.
-
Eşler her birinin farklı görüşlere, yetişme tarzı bakış
açısı ve düşünce farklılığına sahip olabileceğini kabul
etmelidir. Zorla birbirlerine hakim olamayacaklarını bilmeli ve orta
bir çizgide bir araya gelinmelidir.
-
Hatalar karşılıklı olarak kabul edilmeli, gerektiğinde
özür dilenmeli ve yanlışlar düzeltilebilmelidir.
-
Şiddete hiç bir şekilde başvurulmamalıdır.
Psikiyatristler, işlevsel olmayan bir ilişkinin kalıbını onarmak için
çocuk sahibi olmaya karar vermenin son derece yanlış olduğuna dikkat çekiyorlar!
Genç yaşlarda alınan evlilik kararı, tarafların karşılıklı
olarak birbirleriyle yaptıkları atıflar, yansıtmalar ile alınır. Bazı
evliliklerde, eşler birbirlerini gerçekten oldukları gibi değil, olmasını
istedikleri gibi görme eğilimindedirler. Evlenip birlikte yaşamaya başlayınca,
gündelik yaşamda karşılaşılan olaylara verilen tepkilerde, eşler
birbirlerini tanımaya ve karşılıklı olarak birbirlerinden beklentilerini
belli etmeye başlarlar. Eşler, birbirlerinin hangi olaylar karşısında nasıl
tepki vereceklerini ve birbirlerine nasıl destek olabileceklerini, karşılıklı
gereksinimlerinin ve bunların tatmininin nasıl olacağını öğrenirler.
Sağlam bir temel şart ! :
Eşlerden birinin, diğerinin
gereksinimini karşılayamadığı zamanların olması kaçınılmazdır. Bu
gibi durumlarda, ihtiyacı tatmin edilmeyen eş bunu hoşgörü ve esneklikle
karşılayabiliyor, gereksinimi erteleyecek diğer tarafın içinde bulunduğu
durumu anlamaya çalışabiliyor ise bu durum eşler arası uyumun, ahengin ve bütünlüğün
olduğunun kanıtıdır. Eşlerin birbirlerinin gereksinimlerini karşılayamadıkları
zamanlarda eşler arası uyum, ahenk, birliktelik sarsılmıyor, eşler zaman
zaman yaşanan bu hayal kırıklıklarını hoşgörü, esneklik ile karşılayabiliyor
ve zedelenebilirlikleri uyarılıp savunmaya geçmiyorlarsa, aralarında sağlam
bir temel oluşmuştur. Böylesi bir ilişki, eşlerin çocuk yapmaya hazır
olduğunun önemli bir işaretidir.
Evliliği kurtarma görevi yeni sorunlar getirir :
Geçimsizlik
sorunu yaşanan evliliklerde, çocuk doğduğu takdirde evliliğin kurtarılabileceği,
aileye katılan çocuğun eşler arası geçimsizliği giderici rol oynayacağı
yanılgısına dönüşebilir. Eşler arası sorun, uyumsuzluk, ancak taraflarca
konuşularak, birbirlerini anlamaya çalışarak ve davranışlarında farklılık
oluşturarak giderebilir. Çocuk, eşler arasında önceden oluşmuş olan ilişki
örüntüsünü tehdit eder, yeni bir örüntü oluşturulmasını gerekli kılar.
Dolayısıyla zaten işlevsel olmayan bir ilişki kalıbını onarmak için,
kendi içinde zorlukları olan başka bir olgu düşünülürse, çözüm
olmayacak, aksine ek sorunlar getirecektir.
Çocuk duygusal yakınlığı sağlar mı? :
Çocuğun
evliliği kurtarabileceği düşüncesi, eşler arasında duygusal yakınlığı
arttıracağı varsayımına dayanır. Çocuk sahibi olmanın, eşleri yakınlaştırmakta
önemli olduğu yaygın bir düşüncedir. Çocuk, kadınların algılamalarına
göre eşleri yakınlaştırıcı etki yaparken, erkeklerde ise aynı yoğunlukta
bir etki yaratmaz. Kadın, çocuk yaparak eşine yakınlaştığını düşünürken,
erkek aynı görüşe sahip değilse, bu çift gerçekten ne kadar yakınlaşmıştır?
Çocuk sahibi olmak isteyen çiftler için bu karar, kesinlikle evliliklerini
kurtarmak amacına hizmet etmemelidir. Evlilik kurtarma çabaları, eşler arası
ilişki örüntüsü içinde sınırlanmalıdır. Zaten karmaşık ve işlevselliğini
yitirmiş olan bu ilişki örüntüsü, bir çocuğun doğması ile sadece daha
karmaşık ve daha sağlıksız olacaktır. Çocuk, varlığı ile eşlerin
mevcut olan yaşam alanına yeni boyutlar kazandıran, eşler arası ilişki örüntüsünü
genişleten, zenginleştiren bir olgu olarak düşünülmelidir.
Çocuk zarar görebilir! :
Çocuk henüz doğmadan ona
evliliği kurtarma rolü yüklenmemelidir. Bu tür bir karar almanın sakıncası,
"kurtar bizi" rolünü yüklenmiş olan çocuğun zarar görmesi olur.
Zamanla, anne yada baba, çocuğun kendine yüklenmiş olan rolü üstlenmediği,
hatta onun doğumu ile ilişkilerinin daha da çıkmaza girdiği gerekçesi ile
çocuğa karşı hırçın, sevgisiz veya ilgisiz olabilir. Çocuklar, anne
babalarının kendilerine karşı samimiyetsizliklerinin farkında oldukları
gibi, eşler arası sorunların çözümüne ilişkin sağlıksız bir modele de
hedef olurlar.
|