|
KURAL 1: Önce
arkadaşlık! Hatta arkadaşlık öyle ön plana çıkmalı ki aşk ancak arkasından
gelmeli. Çünkü, romantik aşkın kıvılcımı söndüğünde arkadaşlık
ateşinin kalpleri ısıtıyor olması lazım.
KURAL 2: Önemli
konuları karşınızdaki insanın işi başından aşkınken gündeme
getirmeyin. Sizin birinci önceliğiniz belki de o sırada karşınızdaki insanın
birinci önceliği değil. Hele işi başından aşkınsa, yoğunsa, kafasına iş
takılmışsa ... Oysa siz, gerekli ilgiyi göstermediği sonucunu -yanlış da
olsa- çıkaracaksınız. Bekleyin ... Doğru zamanı yakaladığınızda konu
orada çözülecektir. Yanlış zamanlama yüzünden çözümlenemediğinde içinizde
büyüyecektir. Çözümlenemeyen sorunlar zamanın geçmesi ile beslenerek büyür.
KURAL 3 : Ön
fikirli olmayın, yani karşınızdakini "peşin hükümle" haksız
ilan etmeyin. Örneğin; "Sen anlaşılmazsın" yerine "Ben seni
anlamakta zorlanıyorum" demeyi tercih edin. Aslında böyle yapınca karşı
tarafın savunmasını kırıyor ve onu açık olmaya zorluyorsunuz. Karşınızdakinin
lafını ağzına tıkamaktansa cevap almaya bakın.
KURAL 4 :
Ne
istediğinizi tam olarak bilin. Karşınızdakinden şikayet edeceğinize, siz
tam olarak ne istediğinizi söyleyin ve karşınızdakinin buna tepkisinden
hareket ederek yolunuza devam edin. Sonuçta sizin kafanızın içinde ne olduğunu
bilemeyebilir. Genellikle tartışmaların başlama nedeni, birisinin sevgi arayışı,
ilgi ve alâka isteğidir. Ne istediğinizi tam olarak bilin ve onu isteyin. Sevgi
dilenmek için rol yapmayın.
KURAL 5 : Karşınızdakinin
istek ve duygularına kilitlenin. Birisi sizi suçladığında hemen olayın
kendi tarafımızdan görünen boyutunu anlatmaya başlarız. Bu hepimize normal
gelir ama aslında bu bir savunma mekanizmasıdır. Ne yapabileceğinize dair
sorular sorun. Savunma dürtüsü kendine güven eksikliğinden doğar ve asıl
konudan uzaklaştırır.
KURAL 6 : Bir
seferinde bir konuyu tartışın. Bunu "bir sefer bir konuyu tartışın"
şeklinde de yazabiliriz. Çünkü genelde bir tartışma sırasında ondan
evvelki on tartışmanın da hesabı ortaya çıkar. Bu durumun işleri kolaylaştırmadığını
hepimiz biliyoruz. Doğru söz ayrıca savunma istemez.
KURAL 7 :Tam olarak
neyi kastettiğinizi açık edin. Mesela eşiniz bir köşeye çekilmiş sessiz
sessiz duruyor. Bu şartlarda "Bana mı sinirlendin?" diye sorarsınız
veya "Sen niye sinirlisin?" diye mi? Bana mı sinirlendin? demek daha
akıllıcadır. Size olmayabilir ve açılır derdini anlatır. Eğer sizeyse ne
olduğunu konuşursunuz. Oysa, "niye sinirlisin?" demenizin altında
"Sen sinirlisin" düşüncesi yatıyor. Konuşurken ince ayar önemli!
KURAL 8 : Karşındakini
dinleyin. Bu kadar basit. Çoğu zaman karşınızdaki insanın tek istediği
onu dinlemenizidir. Dinlediğinizden ve ne dediğini anladığınızdan emin
olduğunda mesele kalmayacak.
KURAL 9 : "Sen"
yerine "Ben " kullanın. Kural basit ... Hep geç kalıyorsun yerine
" "Beklemekten haz etmiyorum" veya "Dağınıksın"
yerine "Arkanı toplamaktan yoruldum" gibi. Kendinizi nasıl
hissettiğinizden sadece siz sorumlusunuz!
KURAL 10 : Talimat
vermeyin, rica edin. Talimatla rica arasındaki fark; Talimat yerine gelmezse
cezası vardır. Mesela bir somurtma, bir hareket, sessizlik, sırt dönme. Oysa
ricaların cezası yoktur ve belki de bu yüzden rica ettiğinizde her şey daha
kolay olur. Gerçek rica kimseye sorumluluk yüklemez.
KURAL 11 : Karşınızdakine
cevap vermek yerine tepki göstermeyi seçmeyin. Tepki, harekettir; birisine ağzınızı
açmadan bir duyguyu iletirsiniz. Cevap vermek ise sözel bir eylem. Konuşmaya
davet ediyor. Hoşunuza gitmeyen bir şey olduğunda tepki değil cevap verin.
Böylece sorun, anlaşılmaz bir durum, bir bilmece olmaktan çıkar. Tepki
verirseniz karşılığında tepki alırsınız ve neticede hedeften uzaklaşırsınız.
KURAL 12 :
Duygularınız sizi yanıltmaz. Çatışmanın nedeni duygu değil sizin o duygu
karşısında verdiğiniz tepkidir. Duygu ile düşünceyi ayırabilmek
gerekiyor. Hem kendimiz hem de karşımızdaki için. Sevdiği insan eve çok geç
gelirse herkes sinirlenebilir, kırılır, üzülür. Ama bu hissi doğal
karşılayıp konuşmak gerek. (O içeri girer girmez üzerine saldırmak
yerine). Hissetmek, insan olmanın bir parçası. Hislerinizi değil,
tepkilerinizi tartın.
KURAL 13 : Anlayışlı
olun! İnsanlar bir fikri defalarca dile getiriyorlarsa "anlayış" arıyorlar
demektir. Yani mutlaka sizinde onlarla aynı fikirde olmanız gerekmiyor. Karşı tarafı anlıyor olmanız yetecektir. Bir çocuk düşünün,
"Senden nefret ediyorum" diye ağlıyor. Siz ona kırılacağınıza
çocuğun nasıl mutlu olacağını düşünürsünüz, öyle değil mi? İşte
anlayışlı olmak bu. Her zaman aynı düşüncede olmak gerekmez, ara sıra
anlayış göstermek çok işe yarar.
KURAL 14 : Eşiniz, "Hayatım" dediğinde oradaki
"Hayatım " ın gerçek anlamını yakalamaya çalışın. Kavga
ederken bile söylenen "Ama hayatım anlamıyorsun vallahi" formülünde
karşınızdaki size bir mesaj vermeye çalışıyor ve aslında size
"hayatım" derken o kendi hayatını dile getiriyor. O hayatı görebilmeniz
önemli. Her tartışmanın altında bastırılmış bir istek vardır. Onun
ne olduğunu bulun.
KURAL 15 :
Eşinize duygularınızın ne olduğunu, o duyguyu hisseder hissetmez söyleyin.
Türk filmlerinde çok olur, biri "akım" derken diğeri başka bir şey
anlar. İnsan karşısındaki hakkında aslında doğru olmayan bir hisse
kapıldı mı ayıkla pirincin taşını! Bu his geldiği anda işin aslını
ortaya çıkartmak gerek, o nedenle duygu hissedilir edilmez verdiğiniz tepki
dile getirilmeli. Tabii bu işin bir istisnası var; eski kavgalar. Mesela
kendinizi evde yalnız hissettiniz diye, "Sen zaten iki ay önce eve de
sabaha karşı gelmiştin" diye başlamamak lâzım. Bir anda bir insan
yada bir durumun sizi çok kızdırması güç ama birikmiş kızgınlığı
patlayabilir. Bardağı taşıran son damla durumlarını yaşamamak için
bardağın dolmasına izin vermemek gerekir.
KURAL 16 :
%100 dürüst olun ve bu da günde 24 saat sürsün. Veya %99.99 dürüst
olun. "Bugün suratın hasta gibi görünüyor" demenin alemi yok! Ama
eşiniz ona karşı hep açık olmadığınızı bilirse ve ilişki dürüstse
arada sağlam bir güven ilişkisi oluşuyor. Bilmek istediğinizi sorun! Dürüst
olun ki güven olsun. Güven olsun ki arkadaşlık doğsun ki Arkadaşlık olsun
ki uzun bir ilişkinin tadı olsun!
KURAL 17 :
Ara sıra işi şakaya vurun. Aranızda yaptığınız konuşmalar mahkeme
tutanağı değil! Bazen yerinde bir espri her şeyi yumuşatır. Kadın; bu
huyun böyle devam ederse bende çeker giderim! Adam; Nereye gidiyorsun,
bende geleyim ... Gülümseten cevaplar işi kavgadan çıkarır, meseleye
yapıcı yaklaşım sağlar.
KURAL 18 :
Falcılık yapmayın. Bir insanı ne kadar yakından tanırsanız kafasından geçenleri
o kadar rahat okumaya başlarsınız. Ancak önemli konularda işin bu yönüne
fazla güvenmemek gerek. Ya yanlış okumuşsanız. Konu önemliyse sormaktan çekinmeyin,
sorun. Durum apaçık belli olsa bile, işin doğrusunu sormak aslında yanlış
bir düşünceyle yola devam etmekten kat be kat iyidir
KURAL 19 :
Ana yoldan sapmayın! Bazen birisine -kırılıp, üzülecek diye- söylememiz
gereken bir şeyi söylemeyiz. Ama söylememiz gerekebilir. Burada izlenmesi
gereken yol; ilk önceliğimizi ortaya koymak. Söylemesi zor bir şeyi
anlatmadan önce bir açılım yapabiliriz. Seni çok seviyorum, senin için en
iyisini istiyorum, bu konu aramızı bozsun istemiyorum. Zor şeyi söylemeden
önce karşınızdakine olan zaafınızı ortaya koyarsanız iki tarafın da işi
kolaylaşır. Sevdiklerinizle zor konuları konuşurken duygularınızı dile
getirin. Getirin ki, tartışmalar sizi beraber kılan sevgiden ayırmasın.
KURAL 20 :
Lâfı dolandırmayın. Yani size yazdığımız bu 20 altın kuralı mutlaka
uygulayın. Ve asla unutmayın; Sevenler arasında iletişimin üç büyük
temel kuralı vardır : Duygular, duygular, duygular.
|