|
Düşük yapmak sanıldığından çok daha yaygın bir şeydir:
Kabaca her beş hamilelikten biri, çoğunlukla da ilk üç ay içinde, düşükle
sona erer. Doğal olarak bu, büyük sarsıntı yaratan bir olaydır.
Düşük konusu, sanki içinde bir ayıp taşıyormuşçasına,
çok eski dönemlerden beri söz edilmesi yasak bir konu., bir tabu haline gelmiş,
sözü edilse bile kapalı kapılar ardında, fısıltıyla konuşulan bir şey
olmuştur. Oysa, son derece yaygın bir olaydır. Düşük, çocuğun "yaşanabilir",
yani doğup, yaşamını sürdürebilir duruma gelmesinden önce, hamileliğin
sona ermesi durumudur. Çoğunlukla 28 hafta olarak belirtilmekle beraber,
hastanelerin özel bebek bakım birimlerinin uzmanlık bilgileri ve
becerileri sayesinde, 24 haftanın altına düşmüştür. 24. haftadan
sonra hamileliğin sona ermesi, "düşük" değil, "ölü doğum"
diye adlandırılır.
Birçokları bildirilmediği, hatta bazılarının farkına bile
varılmadığı için, kaç hamileliğin düşükle son bulduğunu kesin olarak
söylemek imkansızdır. En yaygın tahmin, beş hamilelikten yaklaşık birinin
ilk 14 hafta içinde sona erdiği ve bu bebeklerin çoğunun, ilk on hafta
içinde kaybedildiğidir. İlk 14 haftadan sonra, düşük olasılığı iyice
azalır ve yaklaşık 300'de 1'e iner.
Düşüğün Nedenleri Ve Alınabilecek Önlemler:
Araştırmalar, döllenmiş yumurtanın herhangi bir şekilde
kusurlu olduğunu düşünmekle birlikte, düşüğün tam olarak neden
kaynaklandığını belirlemek genellikle son derece güçtür. İhtimallerden
biri, bebeğin normal bir biçimde gelişmemiş olmasıdır. Düşük, doğanın
bu sorunu çözüme bağlama biçimidir. Genellikle, anne ile babanın yapılarında,
düşüğe yol açabilecek yada normal doğum yapılmasını önleyecek bir
durum yoktur. Çoğunlukla rastlantısal bir olaydır ve hamile kadınların çoğu,
yalnızca bir kez düşük yaparlar. Bununla birlikte düşüğe yol açan
nedenlerden birkaçı belirlenmiştir.
-
Spiral (dölyatağı içine yerleştirilen doğum kontrol
aracı) kullanırken istemeden hamile kalan kadınlarda, düşük olasılığı
çok yüksektir.
-
35 yaşın üstündeki kadınlarda, büyük bir ihtimalle
kadınların yaşı ilerledikçe yumurtaları da yaşlandığından, düşükler
daha çok görülmektedir.
-
İkiz bebek bekleyen hamile kadınlarda -bazılarında
ikizlerden biri düşüp, öbürü yerinde kalmakla birlikte- düşük yapma
olasılığı daha yüksektir.
-
Stres ve güvensizlik, düşük olasılığını arttırmaktadır.
Hamileliğinizin özellikle ilk aylarında her gün bir köşeye çekilip
dinlenmeniz ve kafanızı dinlendirmeniz çok iyi olur.
-
Hamilelikleri esnasında sigara yada içki içen kadınlarda,
düşük yapma olasılığı daha yüksektir.
Düşük Nasıl Oluşur ?
Düşük genellikle, kanamayla başlar ama hamileliğiniz sırasında
karşılaşabileceğiniz bütün kanamalar, bebeğinizi kaybetmek üzere
olduğunuz anlamına gelmez. Kan, genellikle dölyatağının (rahim, uterus) içinden
gelir. Fakat dölyatağı boynunun (cervix) yüzeyinden ve idrar yollarında bir
enfeksiyon (sistit) olması durumunda boşaltım sisteminizden gelebilir. Kanma
durumunda hemen yatağınıza yatmanız ve doktorunuzu çağırtmanız gerekir.
Doktorunuz, hamileliğinizin ayrıntılarını ve olağandışı
belirtileri öğrenmek isteyecek, söz gelişi mide krampı, adet sancısını
andıran bir ağrı duyup duymadığınızı soracaktır. Düşüklerde bu tür
ağrıya çok sık rastlanır. Bu noktada, içeride olup bitenleri anlamak zor
olabileceğinden, dölyatağı boynunuzun açık mı yoksa kapalı mı olduğunu
görmek ve "dış gebelik" diye adlandırılan bir durumun
bulunup bulunmadığını anlamak için, parmakla muayene etmek (tuşe yapmak)
isteyebilir. Dış gebelikte, dölle3nmiş olan yumurta, dölyatağı borularından
birine yerleşip, burada gerektiği gibi büyüyemediğinden, karnınızın bir
yanında şiddetli biçimde sancılara yol açar.
Düşük Tehdidi :
Dölyatağı boynunuz kapalıysa (kapalı olması gerekir) ve
kanama dışında, ortada bir sorun bulunduğunu gösteren başka belirtiler
yoksa "düşük tehdidi" diye adlandırılan durumla karşı karşıya
olabilirsiniz. Bu durumda size uygulanabilecek hiçbir hastane tedavisi bulunmadığı
için, doktorunuz evde kalıp yataktan kalkmadan dinlenmenizi önerecektir. Bu
dinlenme esnasında yeni bir belirti ortaya çıkması durumunda da, hemen
yeniden doktorunuzu çağırmanız gerekir. Doktor ayrıca kanamanız durur
durmaz her şeyin normal olup olmadığını anlamak için, bir ultrason taramasından
geçirilmenizi isteyecektir. Kanmama durduktan sonra, çalışan bir kadınsanız
yeniden işe dönmeden önce, iki-üç gün daha dinlenmeniz gerekir.
Dölyatağı boynunuz açılmışsa, kanama çoksa yada herhangi
bir kuşku varsa, doktorunuz, hastanede çok daha güvenli durumda olacağınıza
karar verebilir. Hastaneye yattığınızda da, yeniden muayeneden ve belki bir
ultrason incelemesinden geçirilirsiniz. İnceleme çocuğu kaybetmiş olduğunuzu
yada ölmüş olduğunu gösterebiliyor. Her iki durumda da size, D ve K (dilatasyon
= genişleme, kürtaj = kazıma) diye adlandırılan uygulamanın yapılması
gerekir. D ve K, dölyatağında kalan herhangi bir dokunun çıkarılması için
yapılan basit bir ameliyattır. Genel uyuşturma altında uygulanır ve hemen
ertesi gün evinize dönebilirsiniz, ama çalışıyorsanız işinize bir haftalığına
ara vermeniz istenir. D ve K uygulanmazsa, kanamanız bir süre daha devam
edebilir ve enfeksiyon kapma tehlikesi ortaya çıkabilir.
Ender karşılaşılan bir durum olmakla beraber, bebek hiçbir
hiçbir kanamaya yol açmadan ve düşük olmadan dölyatağı içinde ölebilir.
Buna "eksik düşük" veya "tamamlanmamış düşük" adı
verilir. Bu durumda, dölyatağının büyümesinin durması dışında, kesin
hiçbir belirti bulunmayabilir ve dölyatağınızın bu durumu, ancak ikinci
bir hamilelik sırasında yapılan muayenelerde fark edilebilir. O zaman bir D
ve K geçirmenize ve hatta gebelik ilerlemişse, erken doğum yapmanızı sağlayacak
uygulamalara karar verilebilir.
Üstünüzdeki Etkiler :
Bir düşüğün etkileri, hamileliğin ilk döneminde gerçekleşmiş
de olsa önemlidir. Hamile kaldıktan sonra, hele bu ilk ve dört gözle
beklenen bir hamilelikse çok farklı hissedersiniz. Hamilelik sırasında salgılanan
hormonlar, bütün kadınları etkiler. Ayrıca doğumu bekler duruma girmişsinizdir.
Planlar yapar, bebeğin odasını hazırlar, bebeğinizin kime benzeyeceğiniz düşünmeye
koyulursunuz. Düşük bir anda, bütün bunları ezip geçer ve kendinizi
ruhsal açıdan yıkılış durumda bulursunuz.
Bebeğini yitiren her kadın, kendi tarzında acı çeker ve acıyla
birlikte öfke, suçluluk, kendinden nefret etme duyguları da baş gösterir.
Bazı kadınlar bu "kayıp" duygusunu çok şiddetli hisseder,
kendilerinden bir parça ölmüş duygusuna kapılırlar. Bu duyguların üstesinden
gelmeye çalışmanın en iyi yolu birileriyle - eşinizle, yakın bir arkadaşınızla
yada doktorunuzla- paylaşmaktır. Daha önce düşük yapmış bir yakınınız
varsa, onunla konuşmak da çok iyi gelebilir.
Eşinizin Acısı :
Eşiniz de benzer duygular yaşayabilir. Düş kırıklığı,
suçluluk yada bir çocuk babası olamadığı için yetersizlik duygularına
kapılabilir ve size ayrıca destek olması gerektiğini hissettiği sırada,
kendi duygularını dile getirmeyi ayda sıkıntısından kurtulmayı güç
bulabilir. Düşük her ikiniz için de son derece sarsıcı bir deneyim
olduğundan ve ilişkinizde belirli bir gerginlik yarattığından, bu dönemde
çok güç de olsa birbirinize karşı çok daha olmayı denemeniz gereklidir.
Uzmana Görünmek :
Üç düşük geçirmişseniz yada düşük yapmadan önce
hamile kalmakta herhangi bir güçlük çekmişseniz bu konuda uzmanlaşmış
bir hastaneye yada kliniğe başvurmanız gerekir. Uzmanlar, önceki hamileliğinizin
bütün ayrıntılarını ve neyin ne zaman olduğunu öğrenmek isterler. Birkaç
düşük yapmış bazı kadınlarda, bağışıklık tedavisi uygulamak
gerekebilir. İnsan bedeni, hastalıktan korunmak için "yabancı"
malzemeyi -başka bir kişiden gelen her şeyi- reddeder. Döllenmiş yumurta
da, hem anneden, hem de babadan gelen hücrelerden oluştuğu için, beden
bazen bu yumurtayı da reddedebilir. Uygulanabilecek başka tedavi yöntemleri
de vardır.
Bütün bunlar bir yana, hamileliğinizin ilk aylarında düzenli
doktor muayenelerinden geçmeniz, normal, başarılı bir hamilelik geçirmenize
çoğunlukla yeterlidir.
|