.
İslâm'da Evlilik
Gençlik ve Evlilik
Söz ve Nişan
Düğüne Hazırlık Takvimi
Düğün Adetleri
Düğün Mekanı
Damada Özel
Bunları Konuşun
Sağlık Testleri
Evlilikte Cinsellik
İlk Gece ve İlk Gece Korkusu
Hamilelikte Düşük
AIDS ve AIDS' ten Korunma
Hepatit Nedir? 
Evlilikte Doğru İletişimin Yolları
Evlilikte Mutluluğun Sırları
Hamilelik Döneminde Cinsellik
Çocuğunuz Kız mı Erkek mi Olsun?
Tüp Bebek Hakkında Herşey
Bebeğim
Çocuk Evliliğinizin Sigortasımıdır?
Çocuklarda Davranış Bozuklukları
Baba Olmanın Dayanılmaz Zevki
İyi Anne - Baba Olmanın Sırları
Kadın Sağlığı
Erkek Sağlığı
İştah Kesen Besinler
Sigara Nasıl Bırakılır?
Osteoporoz (Kemik Erimesi)
Uyku ve Uyku Hijyeni
Doğal Güzellik  Reçeteleri

TAVSİYE FORMU        FAVORİLERİNİZE EKLEYİN 

 

 

 

Aile ilk yaratılan insan Hazreti Adem’ den günümüze kadar çok değişikliklere uğramıştır.

Yahudîlerde evlenme: Geleneklere çok bağlı olan Yahudîlerde evlenme, ibâdethâneleri olan sinegogda hahambaşı tarafından îlân edilirdi. İlk önceleri büyük merâsimler şeklinde olan evlenmeler, bazen da çok mahrem olurdu. Kadına başlık ödendiği olursa da, kadının kocasına sermâye şeklinde durumuna göre pek çok şeyler verdiği de rastlanan adetlerdendi.

Hıristiyanlarda evlenme: Kızın oturduğu bölgedeki kilisede papaz veya vekili tarafından şâhitlerin huzûrunda resmen yerine getirilirdi. Erkek ve kadının evliliği kabûlünden sonra dînî merâsim yapılırdı. Kilisede olmayan evlilikler normal sayılmaz. Doğan çocuklar nesepsiz kabul edilirdi. Karı-kocadan biri ölmeden veya rahipliğe geçmeden evlilik hiçbir sûretle bozulmazdı. Katolik ve ortodokslar da evlenme, dînî nikâhtır. Evlenme ve boşanma, yâni evlilik akdinin hükümsüz sayılması kilise hukûkuna göre olur. Evlenecek eşlerin kânûnî işlemleri yerine getirmeden önce îlânları yapılır, bunun üzerine bölgenin dînî otoritesi tarafından eşler hakkında araştırma yapılırdı. Bundan maksat evleneceklerin ehil olup olmadığı, Hıristiyân dîni esaslarına uyacaklarına âit muvafakatlarının alınması, dînî hükümlerin öğrenilmesiydi. Günümüzde umûmiyetle dinleri Hıristiyan olan devletlerde evlenme, dînî törenlerle kilisede yapılır. Boşanmaya eskisi gibi katı kurallarla mâni olunmayıp, her zaman mümkün olmaktadır. Cemiyetlerin üzerinde kilisenin etkisini kaybetmesi nikâha verilen önemi de azaltmakta, kilise evliliği eski îtibârını gün geçtikçe kaybetmektedir.

İslâm hukukunda evlenme: İslâm dîninde evlenme, nikâh denilen muâmelenin yapılmasıyla gerçekleşir. Nikâh, evlilik sözleşmesidir. Nikâhın üç şartı vardır: Îcâb (teklif), kabûl ve iki şâhidin bulunmasıdır. Evlenme; bir Müslüman erkekle, şâhitler yanında bir kadının karı-koca olmaları için yaptıkları sözleşmedir. Evlenmelerinde dînî bir engel bulunmayan iki kişinin (bir kadın ile bir erkeğin) karşılıklı olarak îcâb ve kabulleri, yâni karı-koca olmayı taahhüd etmeleriyle meydana gelir. İslâmiyetten önce Araplar arasında evlenme sözleşmelerinde, kadının irâde beyânına önem verilmezdi. İslâmiyet kadına değer vermiş, onun beyânı, kabûlü olmayan evlenmeyi kabul etmemiştir. Diğer taraftan Peygamber efendimizin zamanında Hıristiyan papazları herkese rahip olmayı, yalnız yaşamayı emrediyorlardı. Allah yolunda bulunabilmek ve Allahü tealaya yaklaşmak, ancak ruhbanlıkla, yani evlenmemekle olur zannediyorlardı. Peygamber efendimiz ruhî ve maddî hakîkatlerin, üstünlüklerin hepsini kendinde topladığı için, O’nun Eshâbına ve ümmetine, yalnızlık da, çokluk da, bekârlık da, evlilik de faydalı olmaktadır. Papazlar herkese ruhbanlığı, bekâr yaşamayı emrettiğinden, bunu önlemek için Peygamberimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) Eshâbının bekâr yaşamasını yasak etti. Nitekim; “İslâmiyette ruhbanlık yoktur.” ve “Nikâh yapmak, benim sünnetimdir. Sünnetimi yapmayan kimse, benim ümmetim değildir.” buyurarak evlenmeyi teşvik etti.

Müslüman erkekler evlenmeden önce geçimine sebeb olan bir iş sâhibi olurlar. İslâmiyeti öğrenip, nefsini İslâmiyete uyar hâle getirip, gönül sâhibi olmak için gayret gösterir, İslâmiyetin emrettiği gibi giyinen, nâmuslu, dînini kayıran kız ararlardı. Çünkü Peygamberimiz; “Kadın, ya malı, ya güzelliği yahut da dîni için alınır. Siz dîni olanı alınız. Malı için alan malına kavuşamaz. Güzelliği için alan güzelliğinden mahrum kalır.” buyuruyor. Nikâhtan önce kızı görmek sünnettir ve iyi geçinmeyi sağlar.

Evlenmenin olabilmesi için taraflar arasında, İslâm dîninin tâyin ettiği derecede bir hısımlık (akrabâlık) bulunmamalıdır. İslâm dîninde bir erkeğin 25 kadınla evlenmesi yasaktır. Bunlardan 18 kadın ile ölünceye kadar evlenemez. 7 kadın ile geçici olarak evlenilemez. Aradaki sebepler kalkınca evlenmesi helâl olur.

1. Ebedî mahrem olan, evlenmesi haram olan kimseler;

A. Kan, nesep (soy) ile akraba olanlar 7 kimsedir: 1) Anne, 2) Ananın ve babanın anneleri, 3) Kızı, kızının kızı (torunları), 4) Kız kardeşi, 5) Erkek ve kız kardeşinin kızı, 6) Hala, 7) Teyzedir. Bir kadın da babası, dedeleri, oğlu, kardeşi, amcası, dayısı ve kardeşlerinin oğulları ile hiçbir zaman evlenemez.

B. Süt ile akraba olan bu yedi kimseyle de ebedî olarak evlenilemez. (Hepsi 14 eder)

C. Nikâh sebebiyle, sonradan akraba olanlar ve evlenmek haram olan 4 kimsedir: 1) Kayınvâlide (kaynana), 2) Üvey ana, 3) Üvey kızı, 4) Gelindir. Bir kadın da kayınpederi, üvey babası, üvey oğlu ve dâmâdı ile hiç evlenemez.

2. Geçici olarak evlenilmesi yasak edilenler de 7 kimsedir. Bunlardan 5’i nikâh sebebiyle haramdır. Bir adam: 1) Baldızı (nikâhlı hanımının kız kardeşi) ile 2) ve 3) Nikâhlandığı hanımının halası ve teyzesi ile, 4) ve 5) Nikâhlandığı hanımının erkek ve kız kardeşinin kızı ile de evlenmesi haramdır, yasaktır. Ancak nikâhlandığı kadın ölürse veya boşarsa, bunlarla evlenebilir. 6) Müşrik ile (ilâhî hiçbir dine inanmayan veya ehl-i kitap, Hıristiyan ve Yahûdî olmayan), 7) Mürted (Müslümanken İslâm dîninden ayrılan) kadın ile evlenmek Müslümana haramdır. Müşrik ve mürted olan kadın, Müslüman olunca bunlarla evlenilebilir. Şâhitsiz olarak bir kadına belli para verip, belli zaman için berâber yaşamayı sözleşmek demek olan mut’a nikâhı İslâm dîninde yasak edilmiştir.

İslâm hukûkunda evlenme sözleşmesinde vekâlete de izin vardır. Yâni gerek kadın, gerekse erkek evleneceği kimseyle nikâhının kıyılmasında bir başkasını vekil edebilir. Ayrıca evlenecek erkeğin kadına mehir vermesi gerekir. Mehir, evlenecek erkeğin vereceği altın, gümüş veya herhangi bir mal veya menfaat demektir. Mehiri bâzı bölgelerde âdet hâline getirilen ve kadının babasına ve akrabâsına verilen ve İslâmî bir dayanağı olmayan başlıkla karıştırmamak gerekir. Çünkü kızın velîsinin, kendisi kullanmak üzere, evlenecek erkekten mal taleb etmesi haramdır, yasaktır.

Düğün denilen merâsimden sonra, evlenen eşler bir yuvada âile hayâtı yaşamaya başlarlar. Düğün de her toplumun kendi özelliklerine göre yapılır. Evlilikle ilgili olarak âyet-i kerîmelerde meâlen buyruldu ki:

... İçinizden bekârları (erkek ve kadın) evlendirin. (Nûr sûresi: 32)

... Nikâh ettiğiniz kadınların mehirlerini seve seve verin. Şâyet ondan bir kısmını gönül hoşluğu ile kendileri size bağışlarsa, onu âfiyetle, râhatça yiyin. (Nisâ sûresi: 4)

Hadîs-i şerîflerde buyruldu ki:

Allah için evlenip, Allah için evlendiren, Allah’ın dostluğunu kazanır.

Kudret sâhibi olan evlensin.

İçinizden evlenmeye gücü yeten evlensin. Zîrâ evlenmek gözleri haramdan daha çok korur. Zinâdan daha çok muhâfaza eder. Gücü yetmeyen kimse ise oruç tutsun. Çünkü orucun şehveti kıran bir hassası vardır.

Evlenme muâmeleleri: Cumhûriyet devrinde Medenî Kânun’un kabûlüyle evlenme, devlet kontrolüne tâbi tutulmuştur. Evlenmek isteyen eşler önce evlendirme memuruna başvururlar. Bu başvuru esnâsında Medenî Kânun’un ilgili maddeleri gereğince lüzumlu evrakı da verirler. Bunların tamamlanmasından sonra kânûnen yetkili bir evlendirme memuru iki şâhid önünde eşlere evliliği kabûl edip etmediklerini sorar. Evet karşılığı alındıktan sonra onları karı-koca îlân eder. Bu tören herkese açıktır ve belli yerde yapılır. Eşlerden birinin gelemeyecek kadar hasta olduğunu bildirir rapor almasında evde veya istenilen bir yerde yapılabilir.

Medenî Kânun’a göre; Evlenebilmek için kadının 15, erkeğin 17 yaşını doldurması gereklidir. 15 yaşını doldurmuş bir erkek veya 14 yaşını bitirmiş olan kız, ana-baba ve vâsilerinin izni ile evlenebilirler. Bundan küçük yaştakilerin evlenmesi izinle olsa da mümkün olmaz. Evlenmeye tam ehliyetli olmak için 18 yaşını bitirmiş olmak gereklidir. Yine Medenî Kânun evlenme rüştü dışında bâzı durumları evlenmeye engel saymıştır. Evli olan, önceki evlilik sona ermeden ikinci evliliği yapamaz. Kânun çift evliliği suç olarak kabûl etmektedir. Hısımlık, ana, baba bir veya ana bir yahut da baba bir kardeşler, amca dayı, hala, teyze ile evlenmek yasaktır. Evlilik ne şekilde sona ererse ersin kadının ve kocanın usûl ve furûu ile evlenmesi yasaktır. Akıl hastalığına müptelâ olanlar evlenemezler. Akıl hastalığının dışında neslin sıhhatine zararlı olan hastalıklardan frengi, belsoğukluğu, cüzzam gibi bulaşıcı hastalıklardan birine yakalananlar iyileştiklerine dâir rapor göstermedikce evlenemezler.

İlişki Adabı ve Doğacak Çocuğa Etkisi

Cinsiyet: Zinanın başlıca sebebinin cinsî değil, ruhî tatminsizliğin büyük önemi olduğu ortaya çıkmıştır. Öyleyse, ıstırabın kökü buradadır. İnanç zayıflığı varsa erkek sevilmediğini veya takdir edilmediğini hissettiği anda, başka bir kadın arama arzusuna kapılır. Kadın için de aynı şey doğrudur. Cinsî âmil, hemen dâima ikinci derecede rol oynar.

Eğer günlük hayatında karı koca birbirine sevgi ile mukabele ederse, cinsî ilişkiler de bu sevgiyi aksettirecek ve zenginleşecektir. Şimdiye kadar keşfedilmiş olan en iyi ilişki tekniği, evlendiği insana karşı sıcak, derin bir sevgi ve bağlılık göstermektir.

İlişki adabı: Her şehvetin neticesi, kalbi kararttığı ve bunalttığı hâlde, meşrû olarak yapılan cimâ [ilişki], kalbde ferahlık, ruh ve bedende sükûnet ve rahatlık temin eder. Cimâdan asıl maksat, nesil üretme gayesidir ve bundaki zevk de, böyle bir maksada binâen lütf-i İlâhî olarak verilmiştir. Âdâbına riâyet ederek cimâda bulunan eşler, bununla ibâdet sevâbı da kazanır. Nikâhlı olarak yapılan ilişkiye "cimâ" denir; nikâhsız olana "zinâ" denir.

Kadının meşru mazeretsiz olarak ilişkiyi kabul etmemesi büyük günahtır. İnzâl anında meniyi "azl" etmek, yâni dışarı vermek, kadının rızâsıyla olursa mubah, ondan izinsiz yapılırsa mekruhtur. İhtiyaç olduğunda, kadın hayz halinde iken de diz ile göbek arası dışındaki yerlerinden istifâde ederek boşalmak câizdir. Bir kavle göre de, istifâde için yalnız edep yeri hariçtir.

Cimâ da (cima= cinsel ilişki) müstehab olanlar:

1- Cimâya Eûzü-Besmele'yle başlamalıdır. Niyeti kendini ve hanımını zinâdan korumak ve hayırlı evlat yetiştirmek olmalıdır!

2- Cimâ başlamadan önce, kadınla kâfi miktâr oynaşmak ve kadında kuvvetli bir arzu belirdikten sonra başlamak gerekir. Böyle bir başlangıç olmadan cimâda bulunmanın, kadın için cefa olacağı hadîs-i şerifte belirtilmiştir.

3- Cimâ ânında acele etmemeli, kadının tatmin olmasını da beklemelidir!

4- Cimâ bitince hemen çekilmemeli, biraz daha birlikte kalmalı; kadının zevkinin ifâsı için bir miktâr daha eğlenmelidir.

5- Cimâdan sonra tekrar ilişkide bulunmak veya uyumak için, hemen avret yerlerini yıkamalıdır. Ayrıca abdest almak veya gusletmek lâzım değilse de iyi olur.

Cimânın pazartesi ve cuma geceleri olması iyidir. Diğer geceler de câizdir.

Cimâda mekruh olanlar:

1- Cimâ esnasında kıbleye ayak dönmek mekruhtur.

2- Yorgan ve benzeri bir örtü olmadan, açık olarak çırılçıplak cimâ etmek mekruhtur.

3- Tam cimâ hâlindeyken konuşmak, gülmek, sesi yükseltmek mekruhtur. Bu hâlin çocuk için konuşma aksaklığına sebep olacağı söylenmiştir. Bu konuşmalar, cimâ zevkini kısar ve tatsızlık doğurur. Konuşma ve fısıldamalar, başlangıç sırasında olmalıdır.

4- Eşinin ve kendinin avret uzvuna bakmak mekruhtur; bunun görme noksanlığı ve unutkanlık yapacağı rivâyet edilmiştir. İhtiyaç hâlinde karı koca birbirine tepeden tırnağa bakabilir.

5- Kamerî ayların ilk, orta ve son gecelerinde cimâ etmemelidir! Şehvetlenip haram işlemek mesela yabancı kadında şehvetle bakma tehlikesi varsa cimâ edilir. Eşler arasında geçen cinsî ilişkilerle ilgili mahrem sırların başkalarına ifşâ edilip yayılması haramdır.

Cimâ âdâbı: Ba'zı âdâb kitaplarında, cimâ vakitleriyle ilgili zamanlardan ve bu vakitlerin doğacak çocuklar üzerindeki etkilerinden bahsedilmiştir. Bunlar dinî bakımdan uyulması gereken bağlayıcı hükümlerden değildir. Fakat bahsedilen vakitlerin gözetilmesi zararlı olmaz, faydalı olur.

Cimâ için tavsiye edilen vakitler:

Pazartesi, salı, perşembe, cuma geceleri ve gündüz öğleden önce.

Tavsiye edilmeyen vakitler: 1- Hafta içinde pazar gecesi ve çarşamba gecesidir. 2- Kameri aylarının birinci, onbeşinci ve sonuncu geceleri. 3- Ramazan bayramı ve Kurban bayramı geceleri, 4- Berât gecesi; 5- Yola çıkılacak gece; 6- Gündüz öğleden sonra.

Bunlar da bir tavsiyedir. Şehvetlenip haram işlemek mesela yabancı kadında şehvetle bakma tehlikesi varsa mekruh olmaz. Bilakis beraber olmak lazım olur. Güne, zamana bakılmaz.

Cimâ için münâsib görülmeyen hâller: 1- Zevcenin rızâsı yoksa. 2- Abdesti sıkışıksa.3- Fazla tok, hasta ve yorgun ise. 4- Çok soğuk ve çok sıcaksa.

Cimada diğer edebleri: Kendini haramdan korumayı, helal ile yetinmeye niyet etmeli, cima ederken şeytandan Allahü teâlâya sığınıp, (Bismillâhi Allahümme cennibnâ-ş-şeytâne ve cennibi-ş-şeytâne mâ razaktenâ) demelidir. Bu durumda gebe kalırsa, şeytan ona zarar vermez.

Resûlullah efendimiz, (Cima' da Besmele söyle. Cünüplükten temizleninceye kadar sana sevap yazılır. Bu cimada çocuğun olursa sana, bu çocuğun nefesleri sayısınca ve onun neslinin nefesleri sayısınca sevâb yazılır) buyurdu.

Hanıma arkadan yaklaşmak büyük günahtır. Hadîs-i şerîfte (Hanımına, arkadan yaklaşan mel' undur) buyuruldu. Cimadan sonra bir parça uyumalıdır.

Hanımda şehvet, istek belirinciye kadar onunla oynaşmalı. Bunda bedenin rahatlığı ve doğacak çocuğun kusursuz olması faydaları vardır. Acele etmemelidir. Hadîs-i şerîfte, (Erkek hanımı ile cima' ederken, horoz gibi, atlayıp inmesin. Kendisi rahatladığı gibi, hanımı da rahatlayıncaya kadar, karnı üzerinde kalsın) ve (Kadın rahatlamadan, sen rahatlarsan, o günün kalan kısmı, kadın için uyuşuk ve tembellikle geçer) buyuruldu. Hayz (adetli) hâlinde olan kadın, kocasının cinsel arzularını azaltmak için, eski elbiseler giymeli.

 
Powered By VIP TASARIM