|
GEBE KALMAYI ÖNLEYİCİ METOTLAR :
Gebe kalmayı önleyici
metotlar arasında ağızdan alınan ve kontrseptiv denilen ilaçlar, vajinal
yoldan kullanılan kontraseptiv fitiller, rahim içi araçları, diyaframlar,
prezervatifler, takvim metodu ve kısırlaştırma operasyonları sıralanabilir.
RAHİM İÇİ METOTLARI NEDİR VE NASIL KULLANILIR? :
Bu
araçlar uterus içine vajinal yoldan konulur, plastik, bakır ve gümüşten
yapılmıştır. Halk arasında spiral olarak bilinir. Doktor tarafından
anesteziye gerek kalmadan takılır. En uygun zaman kanamanın kesildiği, yani
adetin 4-6. günleridir. Bu araçlar röntgende rahatlıkla görülebilir. Rahim
içi araçların kanama, ağrı, iltihap, düşme gibi bazı yan etkileri
vardır. Ancak ağızdan kullanılan haplardan daha tehlikesizdir.
TAKVİM METODU NEDİR, NASIL UYGULANIR? :
Bu metoda ritm
yöntemi de denir. Kadının yumurtladığı dönemlerde cinsel birleşmeden
uzak kalınır. Kadının adetinin başladığı günden itibaren sayıldığında
14. yada 15. günler yumurtalıkların karın boşluğuna yumurta bıraktığı
günlerdir. Bu günlerden iki gün öncesi ve iki gün sonrası tehlikeli sayılabilir.
Çünkü canlı kalabilen ovum (yumurta) ve sperm bu günlerde birbirlerini
bulabilirler.
OVULASYON (YUMURTLAMA) GÜNÜ NASIL ANLAŞILIR? :
Ovulasyon günü her kadına göre değişir. Bunu anlamak için bazal
temperatür denen bir ölçüden yararlanılır. Beden derecesi ile her
sabah alınan beden ısısı devamlı olarak bir takvime kaydedilir. Beden ısısının
hafif yükselme yaptığı gün (çoğunlukla adetin 15. ve 16. günlerine
rastlar) kadının yumurtladığı gündür. Bu metotta hesabı çok iyi yapmak
gerekir. Bu yöntemle korunmak pek garantili değildir.
VAJİNAL YOLDAN KULLANILAN FİTİL VE TABLETLER NELERDİR,
NASIL UYGULANIR? :
Gebeliği önleyici vajinal yoldan kullanılan fitil ve
tabletler genel olarak Agen, Speton ve Lorophyn gibi isimlerle satılıyor. Bu
ilaçların içinde spermi öldürecek ve hareketlerini engelleyecek kimyasal
bileşikler vardır. Kullanılmalarında bir sakınca yoktur. Bu metotla yüzde
85 oranında bir korunma sağlanır.
DOĞUM KONTROL HAPLARI NELERDİR? :
Bu hapların içinde
hormon cinsi ilaçlar bulunur. İlaçlar kadınlardaki yumurtlamayı hormonal
yollardan geçici olarak durdurma şeklinde etki yapar. Kansızlık gibi yan
tesirleri de vardır. Bazı kimselerde bulantı, kanama, meme ağrısı, adetten
kesilme gibi şikayetler olabilir. Trombeflebit, astım, migren, diyabet,
hipertansiyon, miyom, kalp yetmezliği, safra kesesi gibi şikayetleri
olanların bu hapları kullanmaları tavsiye edilmez.
GEBELİK ve DOĞUM
ÖNCESİ BAKIM
GEBELİK NEDİR? BELİRTİLERİ NELERDİR?
Gebelik çocuğun
ana rahmine düşüşünden doğuma kadar süren ve genellikle 280 günde
tamamlanan durumdur.
Düzenli adet gören bir kadında adetin ortadan kalkması,
genellikle gebe olduğunun ilk belirtisidir. Bir gebe kadının, gebe kaldıktan
sonra bir veya iki kez kanama geçirdiği durumlar da vardır. Bazı kadınlarda
özellikle sabahları halsizlik, bulantı ve kusma olabilir. Bunlar
genellikle iki ayda belirir, dördüncü ayın sonuna doğru ortadan kalkar.
Bu belirtilerin ortaya çıkışları ve şiddetleri her gebede
farklı olabilir. Bazı kadınlar gündüzleri daha rahat, gece ise rahatsız
olabilirler. Gebelik döneminde çoğu kadının duygusallığı artar. Hırçınlık,
terslik, alınganlık, buhran görülebilir. Bazı kadınlar da aksine
kendilerini çok neşeli hissederler.
AŞERME NEDİR? :
Aşerme bazı yiyecek maddelerine
duyulan aşırı istektir. Aşerme ve günlük alışkanlıklarında görülen
değişiklikler kadının duygusal değişikliklerin açığa vuruş şeklidir.
GEBELİK SIRASINDA CİLTTE GELEN DEĞİŞMELER :
Vücudun
belirli bölgelerinde derinin koyulaştığı görülür. Koyuluk meme başlarında
ve karnın ortasında düz bir çizgi halinde ortaya çıkar. Bu durum da ikinci
ayın sonunda gittikçe belirginleşir. Elde, yüzde, vajina da lekeler oluşabilir.
Yüzde oluştuğunda çoğunlukla gebelik maskesi diye adlandırılır. Bu
lekeler geçicidir, doğumdan sonra yok olurlar.
GEBELİK SIRASINDA RAHİMDEKİ DEĞİŞİKLİKLER :
Rahim
büyümeye, rahim ağzı yumuşamaya başlar. Bu belirtiler gebeliğin mevcut
olup olmadığını söyler.
GEBELİK SIRASINDA GÖĞÜSLERDEKİ DEĞİŞMELER :
Kan
dolaşımı artar ve kan damarları deriden görülebilecek düzeye yaklaşır.
İlk aydan sonra, göğüslerde iğnelenme ve ağırlık hissedilir. Son birkaç
aya doğru göğüslerde bir salgı meydana gelir. Bu salgı gebeliğin son günlerinde
belirginleşir ve göğüslerden akmaya başlar. Salgı beyazımsıdır. Gebeliğin
8. haftasında meme başlarında tümsekler de oluşabilir.
RAHİMDE HAYAT BELİRTİSİ NASIL GÖRÜLÜR :
Bebeğin
ilk hareketleri 8. haftadan itibaren görülmeye başlar. On hafta sonra kalp atışları
dinlenebilir.
GEBE BİR KADININ GIDA REJİMİ :
Anne adayı genel
olarak her zaman yediği besinleri yemelidir. Ayrıca ek olarak yeterli süt ve
eskisinden daha fazla meyve ve sebze yemelidir. Süt ve süt ürünleri gerekli
kalsiyumu karşılar. Ama bazen ek olarak kalsiyum vermek gerekebilir. Demir,
alyuvarların oluşması için zorunludur. Eğer yeterli iyot alınmazsa bu hem
annenin hem bebeğin troid bezini etkiler.
Annenin bu dönemde daha çok proteine ihtiyacı vardır. Et,
balık, tavuk ve yumurta önemli protein kaynağıdır. Yağlar kısmen tereyağı,
krema ve peynir şeklinde diyette yer almalıdır. Şeker, baklagiller, ekmek ve
patates enerji almak için gereklidir. Yağlar, nişasta ve şeker fazla
yenmemelidir. Kızartma ve yağlı yiyeceklerden, ağır soslar, mayonez,
pastalar ve tatlılardan kaçınılmalıdır. Balık yağı alınmalıdır. Taze
sebze ve meyveler, özellikle turunçgiller ve domates yenmelidir. Hamilelik sırasında
sigara ve alkol kesinlikle alınmamalıdır.
GEBE BİR KADININ VÜCUT TEMİZLİĞİ :
Gebelikte duş
almak yada süngerle yıkanmak, banyo teknesine su doldurarak yıkanmaktan daha
güvenlidir. Banyo suyu ilik olmalıdır. Sıcak hamama gitmek tehlike
yaratabilir.
GEBELİK SIRASINDA YAPILMAMASI GEREKENLER :
İnsanı çok
yoran, zıplamak, gerinmek, uzanmak gibi tehlikeli hareketler yapılmamalıdır.
Zararlı hareketler ise koşu, tenis, yüzme, ata binme, paten, kayak tır.
Gebeliğin ilk aşamalarında dans edilebilir. Mümkünse son aylarda yolculuk göze
alınmamalıdır.
DOĞUMUN GELDİĞİ NASIL ANLAŞILIR? :
Anne ilk çocuğuna
hamile ise, doğumun başladığını anlayabilmesi çok önemlidir. Rahmin
hafif ağrılı kasılmaları ilk belirtilerdir. Bunlar karnın alt bölgesinde
başlar, bele doğru, sonra da her iki kasığa doğru yayılır. Bir süre
sonra bu kasılmalar daha etkili olmaya başlar. Doğumun başlangıcında sümüksü
bir akıntı ile karışık bir kaç damla kan gelebilir. Bazı durumlarda ise
su gelir. İlk kez çocuk doğuran kadının doğumu oldukça uzun sürer. Kasılmalar
birkaç dakikada bir gelmeye başladığında, doğuma yaklaşılmış demektir.
İkinci ve üçüncü doğumlar daha çok ilerler.
GEBELİK TESTLERİ :
Beklenen adet günü 2 hafta geçtiğinde
gebe olduğundan şüphe edilen kadının sabah ilk idrarı temiz bir kaba alınarak
labaratuvara gönderilir. Gebeliğin var olup olmadığı anlaşılır. Ayrıca
eczanelerden satın alacağınız gebelik teşhis aletleri de
kullanabilirsiniz.
KÜRTAJ : Kendinden meydana gelen düşüklerden
sonra ya da tıbbi sorun sonucu gebeliğe son vermek için yapılan operasyona kürtaj
denir. Bu operasyonda önce rahim ağzı genişlemekte, sonra değişik büyüklükteki
küretler kullanılarak rahim içi boşaltılmakta ve kazınmakta yani kürtaj
yapılmaktadır. Ayrıca rahim içine kanül şeklinde ince tüpler sokarak ve
vakum ile içeridekiler emilerek de değişik bir yöntem kullanılabilir.
NORMAL DOĞUM :
Çocuk, kadının uterus denilen cinsiyet
organı içinde büyür. Günü geldiğinde uterus adalesinin çalışmaya başlamasıyla
doğum kanalından dışarıya atılır. Bu olaya normal doğum denir.
ERKEN DOĞUM VE DÜŞÜK :
Rahim içindeyken 12. haftaya
kadar embriyo, daha sonra fetüs adını alan çocuğun 28. haftadan evvel dışarı
atılmasına düşük denir. Ufak veya gününden önce doğan çocuklara
prematüre ve bu doğum olayına ise erken doğum denir.
ÇOCUK DOĞUM SIRASINDA NASIL ÇIKAR? : Her doğum
olayında doğacak çocuk bir obje olarak kabul edilebilir. Bir canlı varlığın
rahim içinde başlayan bir yumuşak doğum kanalından ve pelvis kemiklerinin
oluşturduğu bir çatıdan geçerek dışarı çıkması gerekmektedir.
DOĞUM NASIL GERÇEKLEŞİR? :
Çocuk rahim içinde
genellikle başı aşağıda olmak üzere durur ve doğum kanalını başı ile
zorlayarak ilerler ve perineden çıkar. Bu doğum şekline başla geliş şekli
denir. Daha az olarak çocuk rahim içinde başı yukarıda yani makat gelişi şeklinde veya yan olarak (%1) yan geliş şeklinde durur. Makat
gelişlerinde doğum olayı, dışarı önce çocuğun önce makatının ve
ayaklarının çıkması suretiyle gerçekleşir, ancak yan gelişlerde su
kesesinin patlamasından sonra kolun aşağı sarkması doğumu imkansız hale
sokar. Bu durumda ya eskiden yapıldığı gibi çocuğu parçalayarak almak,
yada çocuğu ve anneyi kurtarmak için derhal sezaryan operasyonu yapmak
gerekirlidir. Doğumun başlaması ya kollum tıkacının açılmasının işareti
olarak gelen bir kan lekesinin görülmesi (nişan bozulması) veya düzgün
aralıklarla gelen rahim kasılmalarının ağrı şeklinde duyulması ile anlaşılır.
Bazen su kesesinin patlaması sonucu bir miktar suyun akması ile de doğum başlayabilir.
DOĞUMU KOLAYLAŞTIRMAK İÇİN YAPILANLAR :
Doğumu
kolaylaştırmak için başlangıçta sedatif denilen ilaçlar kullanılmaktadır.
Kollumun açılma devresinde ise antispamodik denilen gevşetici ilaçlar (dolantin,
buscopan) ağrı devresini kısaltmaktadır. Ayrıca ağrı sırasında gaz
anestezikler koklatılmaktadır. İkinci devrede indifa, yani çocuğun dışarıya
çıktığı devredir. Normalde kollum tam açıldıktan sonra çocuğun içinde
bulunduğu su kesesi dediğimiz amnios zarının yırtılası ile başlar. Yarım
saat veya bir saat kadar sürebilir. İtici, akıntılı ağrılar 2-3 dakikada
bir gelmeye başlar ve 60-70 saniye kadar sürer. Doğumun sonuna doğru çocuk
başının perineye indiği ve çıkıma yaklaştığı devrede ise perineye,
bölgesel anestezi (lokal anestezi) yapılmaktadır. Böylece anne, çocuğun çıkışını
duymamakta, epizyotomi denen çıkımın genişletilmesi operasyonu kolaylıkla
sağlanabilmektedir.
SEZARYEN NEDİR? :
Normal doğum kanalından sonuçlanması
mümkün olmayan veya gecikmesi anne ve bebek için tehlike yaratacak doğumlarda
karın duvarının ve rahmin açılarak çocuğun alınmasına sezaryen
denir. Normalden farklı olarak rahim içinde yan veya çarpık duran çocuğu
duğuma daha uygun bir duruma döndürmeye versiyon ve çocuğu ayaklarından
tutup çekerek çıkarmaya da ekstraksiyon denir. Eskiden daha sık başvurulan
çocuğu parçalayıcı doğum ameliyatlarına buğün pek sık rastlanmaz.
DOĞUMDA BEBEĞİ BEKLEYEN TEHLİKELER :
Gebelik süresince
rahimde, amnios suyu içinde yüzen fetüs bu suyun az olması halinde ve çoğu
gebeliklerin bir çoğunda uterus içindeki duruş şekline ve zorlanmalara bağlı
olarak bazı şekil bozuklukları (ayak çarpıklığı, boyun eğriliği, vb gösterebilir.
Doğum sırasında ise doğum kanalından çıkarken çocuğun başı kemik ve
adaleler arasında bazen sıkışmalar olur. Ayrıca zor doğumlarda uygulanan
forsepsi vakum gibi araçların çocuk başı üzerine ezici ve emici etkileri
olabilir. Böylece baş kemiklerinde kırık veya damar yırtılması sonucu oluşan
hematom denilen kab toplanması gibi komplikasyonlar meydana gelebilir.
Normal bir doğumda bile başın uzun zaman çıkımda kalması
doğru değildir. Emici etki yapan negatif basınç, başın yumuşak kısımlarında
da doğum tümseği yada bos denilen ödemli bir şişikliğin meydana gelmesine
neden olur. Çok defa kan oturması yada ekimoz vardır. Birkaç günde
organizma tarafından geri emilir ve kaybolur.
MENOPOZ
Genç kızlık bir dönemdir, ama genç kızlıktan ayrılıp
kadınlığa adım atıldığında da yeni bir dönem başlar. Kadınlık döneminden,
yaşdönümüne kadar kadın doğurganlığını sürdürür. Bu dönemden sonra
kadınlık fonksiyonu devam etse de doğurganlığı artık kalmaz. Çoğu kadın,
yaşdönümünü birşeylerin bittiğine işaret olarak görür. Oysaki durum
sanıldığı gibi değildir. İşte size bu dönemle ilgil, kadınları ve kadınların
bu dönemlerini aydınlatıcı bilgiler vereceğiz.
YAŞ DÖNÜMÜ (MENOPOZ) NEDİR? :
Yaş dönümü yada
bir diğer adıyla menopoz, kadının adetten kesilip doğurganlığını
yitirdiği devredir. Bu devrede yumurtalıkların kadınlık hormonlarından
biri olan östrojenleri daha az salgılaması kadınlarda birtakım değişiklikler
meydana gelmesine neden olur. Bu değişiklik çeşitli şikayetleri ortaya çıkarır.
MENOPOZ KADINLARI NASIL ETKİLER :
Kadından kadına büyük
değişiklikler gösteren menopozun kadından kadına değişik etkileri görülür.
Bazı kadınlarda bünye itibariyle menopoz fark edilmeden geçer. Bazı kadınlarda
ise, çoğunluk bu guruba girmektedir., gerek vücutça, gerekse ruhsal yapı
olarak değişik derecelerde şikayetler olur.
MENOPOZ SIRASINDA OLUŞAN ATEŞ BASMALARI :
Ateş basması
kadında baş göstermeye başladığı zaman gecikmeden doktora başvurmalıdır.
Ateş basmaları, vücudumuzun hormon (içsalgı) dengesinin değiştiğinin bir
işaretidir. Doktora başvurulduğu zaman, bu durum doktor tarafından tanımlanıp,
gerekli tedavi uygulanacaktır. En uygun tedavi, eksileni yerine koymak şeklinde
olacaktır. Bir başka deyişle vücudun artık üretemediği kadınlık
hormonlarından östrojen verilecektir.
MENOPOZ SIRASINDA OLUŞAN KAŞINTILAR :
Menopoz sırasında
vücudun kadınlık hormonlarının üretimi azalır. Kadınlık hormonlarının
en önemlilerinden biri olan östrojenler, aynı zamanda vajinanın içini çevreleyen
ince deride nemliliği ve kalınlığı sağlar. Böylece bu bölgeyi
mikroplardan korumuş olur. Menopoz meydana gelince bu hormonlar artık üretilemez
olurlar. Böylece kaşıntı ve akıntı gibi şikayetler ortaya çıkar. Doktor
kontrolü altında bulunulduğu süre içerisinde bu kaşıntılardan eser
kalmayacaktır.
MENOPOZ SIRASINDA DUYULAN CİNSEL İSTEKSİZLİK VE BU DÖNEMDE
EŞLERİN GÖREVLERİ :
Bu dönemde kendini bir boşlukta hisseden kadın için
en pratik çözüm yolu hobi anlamında yeni uğraşlar edinmektir. Ancak bu da
kesin çözüm yolu değildir. İsteksizlikler, sıkıntılar ve sinirlilik bu dönemin
sık sık rastlanan belirtilerindendir. Bu konuda çözüm doktorunuzun önerdiği
tedavi olacaktır. Böyle anlarda kadınların kendilerini salıp koyuvermeleri,
evleriyle ve eşleriyle yeteri kadar ilgilenmemeleri gibi durumlar görülür.
Kocalar eşlerini eleştirebilirler. Bu durum normaldir. Ancak kocaların da eşlerinin
bu döneminde ne gibi sıkıntıları olabileceğini düşünüp ona göre
davranmaları gerekmektedir. Kocalar genellikle eşlerinin bu gibi özel
durumları kendilerine açıklandığında anlayış göstermektedir.
MENOPOZ SIRASINDAKİ AŞIRI İDRAR ARTIŞI :
Mesane
kontrolünün kaybı, menopozda sık görülen bir durumdur. Kadınlarda sık sık
idrar çıkma durumu, zaman zaman da idrar kaçırma meydana getirebilir. Bunda
korkulacak bir durum yoktur. Doktorunuzun tavsiyelerinize kulak verin.
MENOPOZDA DOĞUM KONTROLÜ UYGULANACAK MI? :
Menopozda
kadın adetten kesilse de doktorlar korunmanın mutlaka sürmesi gerektiğini söylüyorlar.
Doktorlar kadının adet kesilmesinden sonra bir yıl süreyle doğum kontrolüne
devam etmelerinin gerekli olduğunun altını çiziyorlar.
MENOPOZDA ÖSTROJEN EKSİKLİĞİ KADININ CİNSEL TEMASINI VE
FİZİKSEL GÜZELLİĞİNİ NASIL ETKİLER? :
Menopoz sırasında azalan östrojen
salgısı cinsel temasları da etkiler. Bu dönemde östrojen eksikliği yüzünden
vajinada bir kuruluk meydana gelebilir. Bu yüzden cinsel temaslarda zorluklar
ve acılar meydana gelebilir. Bunun çaresi kolaydır. Doktora başvurulduğu
takdirde östrojen hapları vererek bu sıkıntıdan uzaklaşılabilir. Menopoz
yüzünden çoğu kadın kendisinin çirkinleştiğini düşünse de bu doğru
değildir. Kadın çocuk doğurma devrelerini geçirdikten sonra daha rahat bir
evlilik dönemine girer. Bu dönemde artık orta yaş güzelliği başlar. Bu
kadınların bir kısmı hayat tecrübeleri ve güzellikleriyle çevrelerini sık
sık etkilemektedirler. Kadınların bu dönemi endişe içinde geçirmeleri için
hiçbir sebep yoktur.
Kadınlardaki
Meme Hastalıklarına Karşı Alınacak Önlemler
Bilindiği gibi insanın sağlığını koruması için elinden geleni yapması
kadar doğal bir şey yoktur. Kışın kalın, yazın ince giyinmek, alınan
besine dikkat etmek hep aynı amaca yöneliktir. Bu kapsamda ufak gayretler
gerekir.
Bilindiği üzere meme hastalığı çoğu kadının korkusudur. Doktora baş
vurmaktansa çok basit bir biçimde kendi kendinize ellerinizle yapacağınız
muayene kadınları bu kaygılarından kurtarabilir.
Her ay adetin bitiminden hemen sonra 10 dakika içinde memeler basit bir yöntemle
kontrol edilebilir. Aylık kontrolün seyri şunlardır;
- Bir aynanın önüne geçerek kollar iki yana sarkıtılır. Memeler
dikkatle incelenir. Bir meme diğerinden farklı mıdır? Deride, çukurlaşma
buruşma var mıdır? Meme uçlarından bir her zamankinden farklı olarak içeriye
dönükmüdür? Meme uçları sıkıldığında ucunda bir sıvı görülüyor
mu?
- İkinci aşamada kollar yukarıya doğru kaldırılır ve anlatılan özellikler
bu pozisyonda da aranır.
- Daha sonra yatağa sırt üstü yatılır ve
sol omuzun altına bir
yastık yerleştirilir. Sol el başın altına konulur. Sağ el, sol memenin
üst-iç kısmında daireler çizilerek dolaştırılır. Bunu yaparken, sağ
el parmakları kıvrılmadan düz tutulacaktır. Daire çizmeye göğüs
kemiğinin üstünden başlayıp meme ucuna doğru ilerlenir. Ele opaklar ya
da sertleşmiş kısımlar geliyor mu?
- Aynı işlem memelerin alt iç bölümünde de yapılır. Burada gergin ve
sert dokuya rastlanabilir. Korkulacak bir durum yoktur.
- Bundan sonraki işlemde sol kol yana uzatılır. Aynı dairesel parmak
hareketleri memenin üst-dış kısmına uygulanır. Bu sefer meme ucundan,
koltuk altına doğru bu hareket yapılır.
- Aynı uygulama alt-dış bölümde, dıştan meme ucuna doğru giderek
tekrarlanır. Bu muayene parmaklar kıvrılmadan, düz tutularak yapılır.
- Yine düz tutulan parmaklarla koltuk altları muayene edilir. Herhangi bir
şişlik ve sertlik geliyor mu?
- Bu aşamada ise iki avuç göğse konur, meme biraz yukarı itilir. İşaret
parmakları hafifçe kaldırılarak iki el birbirine yaklaştırılır. Bu
yapılırken parmakların altından kayan, ufak, yumuşak şişkinlikler ele
gelebilir ve onları yeniden ellemek ya da yakalamak istenildiğinde
bulunmayabilir. Bunlar memenin normal dokusunu oluşturduğundan endişeye
gerek yoktır.
- Bu işlemler bittikten sonra yastık sağ omuzun altına konularak sağ
meme de aynı biçimde kontrol edilebilir.
Memede görülen patolojik olayların büyük kısmı, memenin
üst-dış kadranında meydana gelir.
|